<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PCnet Online &#187; Teknoloji</title>
	<atom:link href="http://www.pcnet.com.tr/kategori/makaleler/teknoloji-makaleleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.pcnet.com.tr</link>
	<description>Bilgisayar ve internet portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 07:56:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Gözde bilişim eğitimleri</title>
		<link>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2011/07/14/gozde-bilisim-egitimleri/</link>
		<comments>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2011/07/14/gozde-bilisim-egitimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 07:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kıvanç Tanrıkulu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcnet.com.tr/?p=6332</guid>
		<description><![CDATA[Teknolojinin iş dünyasındaki yeri önem kazandıkça bilişim profesyonellerinin değeri de artıyor. Teknoloji son kullanıcıların hayatını kolaylaştırırken, öte tarafta şirketlerin iş yapış şekillerinin dinamik şekilde değişmesine, gelişmesine sebep oluyor. Teknoloji yatırımları şirketlere yeni olanaklar ve her seferinde daha düşük maliyetle iş yapma avantajı sunuyor. Tabii şirketlere değer katan teknolojileri tasarlayacak, uygulayacak ve tüm süreçleri yönetecek profesyonellere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/GIRIS-RESMI.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6333" title="GIRIS-RESMI" src="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/GIRIS-RESMI-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Teknolojinin iş dünyasındaki yeri önem kazandıkça bilişim profesyonellerinin değeri de artıyor.</p>
<p>Teknoloji son kullanıcıların hayatını kolaylaştırırken, öte tarafta şirketlerin iş yapış şekillerinin dinamik şekilde değişmesine, gelişmesine sebep oluyor. Teknoloji yatırımları şirketlere yeni olanaklar ve her seferinde daha düşük maliyetle iş yapma avantajı sunuyor. Tabii şirketlere değer katan teknolojileri tasarlayacak, uygulayacak ve tüm süreçleri yönetecek profesyonellere olan ihtiyaç da hızla artıyor.</p>
<p>Bir kariyer hedefi olarak “bilişim profesyoneli olmak”, şimdilerde sayısız gencin gündeminde. Bilgisayar başında büyüyen nesiller, anne-babalarımızın dönemindeki doktorluk, avukatlık gibi güzide mesleklerin yanına sistem yöneticisi ve yazılım geliştirici benzeri teknolojik başlıkları eklediler bile.</p>
<p><strong>CV’nizi güçlendirin</strong></p>
<p>Üniversite mezunlarının sayısının artması ve gençlerin işe girme aşamasında kendi aralarında yaşadıkları rekabet, bilişim eğitimlerinin önemini günden güne artırıyor. Şimdilerde çok zorlanmadan iş bulmak isteyen yeni mezunlar, CV’lerini çeşitli sertifikalarla süslemek durumunda. Bilişim eğitimleri sonucunda alınan uluslar arası geçerliliğe sahip sertifikalar, kariyerini bu alanda başlatmak veya sürdürmek isteyen kişiler için çok önemli. Bilgi teknolojileri alanındaki uzmanlaşmış iş gücü açığı, şirketlerdeki bilişim profesyonellerini daha değerli kılıyor. Dolayısıyla bilişimde kariyer yapmak, hem değerli niteliklere kısa zamanda ulaşmak hem de iş hayatına girişte zor aşamaları daha hızlı atlamak anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Doğru eğitimi seçin</strong></p>
<p>Bilgi teknolojileri çatısı altında alınabilecek eğitimler çeşitlilik gösteriyor. Web ve grafik tasarımcılığından yazılım geliştiriciliğe, sistem ve ağ uzmanlığından bilgi yönetimi uzmanlığına kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Uzmanlaşmak istediğiniz alanı seçmeden önce iyi araştırma yapmak, bu yol ayrımında verdiğiniz kararın kariyeriniz boyunca etkili olacağını unutmamak gerek.</p>
<p>Günümüzün popüler eğitim kurumları, kariyerini bilgi teknolojileri çerçevesinde çizmek isteyen kişiler için önemli birer yol gösterici konumunda. İşleri yalnızca eğitimi sağlamak değil, bireylere kariyerlerini nasıl şekillendirebilecekleri konusunda da bilgiler vermek. Bu kurumlardan birine başvurduğunuz zaman uzmanlaşmak isteyebileceğiniz branşlar hakkında size ayrıntılı bilgi verebilir, gerekirse bu alanlarda eğitim almış ve kariyerine başlamış kişilerle görüşmenizi sağlayarak yardımcı olabilirler.</p>
<p>Seçtiğiniz branşa uzunca bir süre odaklanmanız ve zamanınızın büyük kısmını bu branşta ilerlemek için harcamanız gerekecek. Bu sebeple seveceğiniz, üzerinde uğraşmaktan mutlu olacağınız bir branşı seçmeniz büyük önem taşıyor. Gerekirse alabileceğiniz eğitimleri tasarım, yazılım, donanım gibi temel başlıklara ayırıp her birine olan ilginizi tartarak düşünmeye başlamalı ve sonuca ulaştığınızda verdiğiniz kararın doğru olduğundan emin olmalısınız. Karar vermeden önce sektörde çalışan profesyonellerden bilgi almak sizin için büyük bir avantaj olacaktır. Gireceğiniz yolun hayatınızın geri kalanını şekillendireceğini aklınızdan çıkarmamalısınız.</p>
<p><strong>Hangi eğitimleri alabilirsiniz?</strong></p>
<p>Teknoloji çok hızlı şekilde geliştiğinden, bilgi teknolojileri alanındaki eğitim programlarının sayısı da hızla artıyor. Eğitim programları, teknolojide kendi alanlarında baskın şirketlerin adlarıyla anılıyor. Cisco ürünlerinin kullanıldığı sistemleri yönetmek, Microsoft’un sağladığı programlama çatısı altında yazılım ürünleri oluşturmak veya Oracle’ın sağladığı veritabanı çözümleri üzerinde uzmanlaşmak için alınan eğitimlerin adları doğal olarak bu şirketlerin adlarını içeriyor. Aldığınız eğitimin sonunda girdiğiniz sınavda başarılı olmanız halinde yine bu şirketlerin adını taşıyan sertifikalara sahip oluyorsunuz. Şimdi bilgi teknolojilerindeki bazı popüler sertifika programlarından bahsetmeye çalışacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2011/07/14/gozde-bilisim-egitimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beş dakikada OLED&#8217;i tanıyın</title>
		<link>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/09/29/bes-dakikada-oledi-taniyin/</link>
		<comments>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/09/29/bes-dakikada-oledi-taniyin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Sep 2010 13:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selim Şumlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcnet.com.tr/?p=2984</guid>
		<description><![CDATA[OLED&#8217;ler, yani ışık yayan organik diyotlar (Organic, Light-Emitting Diodes) TV izleme yöntemlerimizi kökünden değiştirecek gibi görünüyor. Ama bu değişimden önce OLED&#8217;in ne olduğunu ve yaşamımıza ne gibi yararlar sağlayacağını öğrenelim. LED (IŞIK YAYAN DİYOT) NEDİR? Işık yayan diyot, üzerinden akım geçtiğinde ışık üreten minik cihazlardır. Enerjiyi çok daha verimli kullanırlar ve ampullerden çok daha dayanıklıdırlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/oled1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2985" title="oled1" src="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/oled1.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a>OLED&#8217;ler, yani ışık yayan organik diyotlar (Organic, Light-Emitting Diodes) TV izleme yöntemlerimizi kökünden değiştirecek gibi görünüyor. Ama bu değişimden önce OLED&#8217;in ne olduğunu ve yaşamımıza ne gibi yararlar sağlayacağını öğrenelim.</p>
<p><strong>LED (IŞIK YAYAN DİYOT) NEDİR?</strong></p>
<p>Işık yayan diyot, üzerinden akım geçtiğinde ışık üreten minik cihazlardır. Enerjiyi çok daha verimli kullanırlar ve ampullerden çok daha dayanıklıdırlar. Üstelik fazla ısı üretmez ve çalışmak için lamba teline ihtiyaç duymazlar. Ayrıca, pikselleri parlatarak görüntü oluşturmak için sürekli siyah ışığa gereksinim duyan likit kristal ekranlardan (LCD) çok daha az güç tüketirler. LED’ler, biz farkına varmasak da, günlük hayatımıza çoktan girmiştir: asetilen lambaları, dijital saatler, uzaktan kumandalar bunlardan bazıları.</p>
<p><strong>PEKİ BU “O” NEREDEN GELİYOR?</strong></p>
<p>OLED’in O’su, organik demektir. Organik, karbon tabanlı bir tabaka, iki iletken (anot ve katot) arasında sıkıştırılır ve enzim adı verilen ana maddeyle desteklenir. Elektrik akımı geçtiği zaman, ışık kaynağı üretim yapar. Organik olmayan bir LED’de, iki iletken arasına sıkıştırılmış olan tabaka esnek değildir; bu da, organik karbon temelli LED’in üstün olmasının sebebidir. Çünkü OLED’lerdeki organik tabaka, jilet inceliğinde, çok hafif, süper parlak ve esnektir. Bu, OLED’lerin, bükülebilir ekranlardan, parlak ve kristal kadar berrak TV’lere veya transparan ekranlara kadar birçok inanılmaz cihazda kullanılabileceği anlamına gelir.</p>
<p><strong>BİR OLED TELEVİZYON, IŞIĞI VE GÖRÜNTÜYÜ NASIL OLUŞTURUYOR?</strong></p>
<p>“Bir OLED ekranı, teker teker piksellerden veya ekrandaki elementlerden yararlanarak kendi ışığını kendisi üretir” şeklinde veriyor Sony’nin ses teknolojileri departmanı müdürü Peter Hainsworth bu sorunun yanıtını. “OLED, ekranda belirecek olan ışık ya da rengin ihtiyaç duyduğu kadar enerji üretmeye yetecek kadar güç harcar. Yani, tamamen beyaz bir görüntü elde etmek için maksimum güç kullanılırken, simsiyah bir görüntü için hiç güç kullanılmaz. Bir LCD’deyse siyah ışık daima açıktır.”</p>
<p>Her biri belirli bir uygulama için tasarlanmış farklı tipte birçok OLED var. Sony (<a href="http://www.sony.com.tr/">www.sony.com.tr</a>), en üst seviyede ışık yayan ve çok parlak görüntü üreten OLED’leri kullanma eğiliminde. Bu OLED’lerde ışık, iki iletken arasına sıkıştırılmış yansıtıcı enzimlere çarpıp geri sıçrar ve bu sayede çok parlak bir görüntü elde edilir. Transparan tip bir OLED ise, ışığın tüm aygıttan geçmesine izin verir ve bu sayede transparan resimler görüntülenebilir.</p>
<p><strong>OLED’İN OLAĞAN ÜSTÜLÜĞÜNÜN DOĞADA NASIL BİR BENZERİ VAR?</strong></p>
<p><a class="highslide" href="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/OLED-TV-Sony-XEL-1-front-left-left.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2986" title="OLED-TV-Sony-XEL-1-front-left-left" src="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/OLED-TV-Sony-XEL-1-front-left-left.jpg" alt="" width="300" height="476" /></a>Ateş böcekleri gibi canlılar, biyokimyasal bir tepkime (kimyasal oksidasyon) sayesinde kendi ışıklarını üretirler. OLED ise, kendi ışığını elektrik akımı geçtikten sonra üretir. “Yani aynı sonuca farklı yollardan ulaşırlar. Fakat OLED’in kökleri, sıkıca doğal dünyaya bağlıdır.” diyor Hainsworth.</p>
<p><strong>OLED’LERLE BAŞKA NE YAPILABİLİR?</strong></p>
<p>Bu liste çok uzun. Samsung gibi şirketler tarafından üretilen transparan OLED prototipleri, ekrana bakarken üzerinde görüntülerin belirdiği bir pencereyi izlermiş gibi hissetmenizi sağlar. Bu teknoloji, otomobillerde kullanılan navigasyon sisteminin ön cama yansıtılmasına olanak verir. Bu sayede sürücü, gideceği yola ve izleyeceği rotaya kolayca erişebilir. Hainsworth aynı zamanda bu sistemin vitrinlerde kullanılabileceğini, vitrin camına yansıtılan reklamlarla, müşterinin mağazada satılan ürünleri görmesinin sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p>Sony ve Samsung, birçok ticaret fuarında (Consumer Electronics Show bunlardan biri) bükülebilir ekran prototiplerini göstermeye şimdiden başladı. Bununla ilgili bir klibi YouTube’da bulabilirsiniz. (<a href="http://git.pcnet.com.tr/121" target="_blank">http://git.pcnet.com.tr/121</a>)</p>
<p>Esnek ekran özelliği, yaratıcılık ve yenilikçilik konusunda son derece cesaret verici. Mesela bu ekranlar giysilerde kullanılabilir ve bu sayede televizyon ekranları taşınabilirlik konusunda yepyeni bir seviyeye ulaşabilir. Katlanabilir, rulo yapılıp bir çantaya sokulabilir ve tatile sizinle birlikte çıkabilir. General Electrics (GE) şimdiden OLED ruloları üretimi için gazete üretim bantlarından esinlenmiş. (<a href="http://www.grcblog.com/?p=247">http://www.grcblog.com/?p=247</a>) “Işıklandırılmış duvar kağıtlarını hayal edin” diye öneriyor General Electric Research (<a href="http://www.ge.com/research">www.ge.com/research</a>).</p>
<p><strong>OLED’İN BAŞKA AVANTAJI VAR MI?</strong></p>
<p>OLED’ler, diğer ekranlardan çok daha fazla parlaklıkta ışık üretme yeteneğine sahip. Tipik bir düz ekran televizyonun kontrast oranı 50,000:1. civarındadır. Bu, ekranın karanlık ve parlak bölümlerinin arasındaki dinamizmin ölçüsüdür. Halbuki Sony’nin 11” OLED TV’si Bravia XEL-1’in kontrast oranı 1,000,000:1.’dir. “Bu yalnızca bir rakam, fakat ekranda beliren fotoğrafa baktığınızda, gerçeklik son derece olağan üstü oluyor.”  şeklinde iddia ediyor Hainsworth.</p>
<p>OLED ekranlar aynı zamanda inanılmaz hafif: Sony’nin televizyonunun ağırlığı yalnızca 2 kg. Ayrıca LCD’den çok daha geniş bir görüş açısına sahip (yaklaşık 170 derece). Bu, temiz bir görüntü elde ederek, ekrandan dairesel olarak uzaklaşabileceğiniz en uzak mesafenin ölçüsüdür.</p>
<p><strong>OLED’İN DEZAVANTAJLARI NELER?</strong></p>
<p>Şimdilik OLED’lerin en büyük dezavantajı, üretiminin çok pahalıya mal olması. Çünkü henüz seri üretime geçilmiş değil.  İyi olansa, ekranların hızlı ve yeterli üretiminin yolları belirlendiğinde bu fiyatın hızla düşeceği haberi. Her ne kadar bu hız, ilk gelecek taleplere bağlı olsa da, beklemeye değer.</p>
<p><strong>OLED CİHAZLARI ŞİMDİDEN SATIŞTA</strong></p>
<p>OLED’lerin üretim maliyetleri çok yüksek olduğu için şimdilik pazarda kısıtlı olarak bulunuyor. Fakat çok az olan güç tüketimleri sayesinde cep telefonları, dijital kameralar, MP3 çalarlar ve diğer taşınabilir cihazlar için son derece kullanışlı olduğu ortada.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/09/29/bes-dakikada-oledi-taniyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A&#8217;dan Z&#8217;ye IP Kameralar</title>
		<link>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/01/28/adan-zye-ip-kameralar/</link>
		<comments>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/01/28/adan-zye-ip-kameralar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 13:05:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PCnet</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcnet.com.tr/?p=1216</guid>
		<description><![CDATA[Gelişmiş devrelere ve yüklü Linux işletim sistemine sahip olan IP kameraları farklı alanlarda başarılı biçimde kullanabilirsiniz. Sesli iletişim tarafında telefon hala en çok tercih edilen yöntem ama metin tabanlı iletişimde mektubun yerini ağırlıklı olarak e-posta ve MSN Live Messenger gibi mesajlaşma yazılımları alıyor. Çünkü bu yeni yöntemler çok daha hızlı ve çoğu zaman ücretsiz. Üstelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/01/vnc215v.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1217" title="vnc215v" src="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/01/vnc215v-288x300.jpg" alt="" width="288" height="300" /></a>Gelişmiş devrelere ve yüklü Linux işletim sistemine sahip olan IP kameraları farklı alanlarda başarılı biçimde kullanabilirsiniz.</strong></p>
<p>Sesli iletişim tarafında telefon hala en çok tercih edilen yöntem ama metin tabanlı iletişimde mektubun yerini ağırlıklı olarak e-posta ve MSN Live Messenger gibi mesajlaşma yazılımları alıyor. Çünkü bu yeni yöntemler çok daha hızlı ve çoğu zaman ücretsiz. Üstelik web kamerası olanlar ücretsiz yazılımlarla görüntülü sohbet de yapabiliyor. Bunun etkisiyle web kamera satışları patladı. Harici cihazlar için günümüzün en popüler bağlantı birimi USB olduğundan web kameraların tümünde USB bağlantısı kullanılıyor, ek güç gerekmiyor. Oldukça basit olan web kameralarda birer alıcı ve dönüştürücü devre var. Çoğunda görüntü kalitesi orta kıvamda ve optik yakınlaştırma filan yok. Ne de olsa fiyatları 10 YTL seviyesine kadar geriledi. Bu basit ürünleri bir kenara bırakıp daha gelişmiş seçeneklere bakma zamanı geldi. Ağ üzerinden farklı noktalardan IP kameralara erişim kurulabiliyor, herhangi bir bilgisayarın açık kalması gerekmiyor. Ayrıca aynı anda birden çok kullanıcı bağlanıp eş zamanlı olarak görüntüleri takip edebiliyor. Hemen aklımıza trafik kameraları geliyor. Belirli bir noktadaki trafik durumunu halka iletmek için kurulmuş bu tür kameraların faydası tartışılmaz.</p>
<p><strong>Linux işletim sistemi yüklü</strong></p>
<p>Genelde prensip aynı. IP kamera içinde yer alan alıcı devre görüntüyü elektrik sinyaline çevirdikten sonra ağ üzerinden paylaşıma sunuyor. Bu görüntünün işlenmesi ve aktarılmasını sağlayan devre o kadar basit değil. Çoğunlukla Linux işletim sistemi kurulu olan basit bir bilgisayar tanımlamasını yapabiliriz. İlk IP kamera 1996 yılında Axis Communications tarafından geliştirildi ve bu cihazda da Linux işletim sistemi yer alıyordu. Linux&#8217;un ücretsiz olması yanında açık kaynaklı olması avantaj sağlıyor. Tercih edilen evrensel standartlar sayesinde diğer cihazlarla iletişim kurarken sorun çıkmıyor. Veri aktarımı için kullanılan yöntemler ve protokoller markadan markaya farklılık göstermiyor. Gerçekten de IP kameralar belirli bir IP adresi olan ağ cihazlarıdır. Ağdaki bilgisayarlara erişim yapıp dosya ve yazıcı paylaşımı yapabiliyoruz. IP kameralara da benzer yolla IP adresleriyle erişip görüntüyü ve destekleniyorsa sesi bilgisayarımıza aktarabiliriz. Tek bir IP kamerayı çok sayıda bilgisayar aynı anda kullanabildiği gibi tam tersine bir bilgisayar aynı anda birden çok IP kameraya bağlanabilir.</p>
<p><strong>Çok sayıda kamerayla güvenlik</strong></p>
<p>Güvenlik için tercih edilen bu yöntemde merkez istasyondaki bilgisayarda yer alan yazılım aynı anda 16 IP kameraya bağlanabilir ve her birinden gelen görüntüyü ekrandaki küçük pencerelerde dizebilir. Böylece koruması yapılan alanın farklı noktalarına yerleştirilmiş IP kameralardan gelen görüntüler sürekli olarak tek bir kişi tarafından takip edilebilir. Bu sistem dönüşümlü takipten çok daha başarılı sonuç verir. IP kameraların her biri ayrı bir adres alacak şekilde ayarlanır. IP kameraların çoğunda bütünleşik DHCP özelliği vardır. Yani bağlandıkları ağ cihazı DHCP ile otomatik olarak IP dağıtmıyorsa kamera kendine uygun bir IP atayabilir. Bu elbette pek tercih edilmeyen bir yöntem. Çünkü kamera kapanıp açıldıktan sonra IP numarası değişebilir ve bağlanan istemciler yeni IP numarasını öğrenmek zorunda kalır. Daha uygun olan ve tercih edilen IP kameraya statik IP adresi vermektir. Çok sayıda kameranız varsa 192.168.1.100 – 192.168.1.115 gibi bir aralıkta IP adreslerini statik olarak dağıtabilirsiniz.</p>
<p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/01/k1231.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1218" title="k1231" src="http://www.pcnet.com.tr/wp-content/uploads/2010/01/k1231-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" /></a>DDNS ile dışardan erişim</strong></p>
<p>IP kameraların çoğunda yazılım gelişmiş olduğundan DyDNS özelliği bulunuyor. Bu özellik sayesinde IP adresi dışarıya raporlanır. Örneğin <a href="http://www.no-ip.org/">www.no-ip.org</a> gibi ücretsiz bir servise üye olursanız DDNS ayarlarını yaparsanız kamera aldığı IP adresini bu servise raporlar. Böylece IP adresini bilmeseniz de adres üzerinden erişim kurabilirsiniz. Benzer uygulama ADSL modemlerin yazılımında da var. Genelde IP kameralar iç ağda adres aldığından DDNS ile adresi güncellemek pek mantıklı değil. Bulunduğunuz ortamda ağ bağlantısı olan bir ADSL modem varsa en mantıklısı IP kameraya statik bir adres tanımlamak. ADSL bağlantınızda statik dış IP varsa sorun yok. Sadece ADSL modemde port açmanız gerekiyor. Port açarken server adresi sorulduğunda IP kameranızın adresini vermelisiniz. Artık bundan sonra ADSL modeminizin aldığı IP adresini sonuna port girerek (örneğin http://178.10.20.30:8560) yazarsanız kamera görüntülerini uzaktan izleyebilirsiniz. ADSL bağlantınızda IP statik değilse DDNS ayarlarını ADSL modeme girin. Daha sonra IP adresi ne olursa olsun hiç dikkate almadan, servisten aldığınız adresle (örneğin <a href="http://pcnet.no-ip.org:8560/">http://pcnet.no-ip.org:8560</a>) kamera görüntüsüne ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/teknoloji-makaleleri/2010/01/28/adan-zye-ip-kameralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piller hakkında merak edilenler</title>
		<link>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/06/06/piller-hakkinda-merak-edilenler/</link>
		<comments>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/06/06/piller-hakkinda-merak-edilenler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jun 2007 16:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selim Şumlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Kullandığımız taşınabilir cihazların çoğunda yer alan pillerin türlerini ve bu türler arasındaki farkları sizler için inceledik. B ilgisayarlarımızda yer alan görüntü kartı ve sabit disk gibi farklı türden bileşenler sürekli olarak yenilenmesine rağmen büyük bir değişim içinde değiller. Diğer yandan çevre birimleri sürekli olarak farklı özellikler ve yenilikler sunmak üzere tekrar ve tekrar tasarlanıyorlar. Bilgisayarlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Kullandığımız taşınabilir cihazların çoğunda yer alan pillerin türlerini ve bu türler arasındaki farkları sizler için inceledik.</h3>
<p><span class="dropcap">B</span> ilgisayarlarımızda yer alan görüntü kartı ve sabit disk gibi farklı türden bileşenler sürekli olarak yenilenmesine rağmen büyük bir değişim içinde değiller. Diğer yandan çevre birimleri sürekli olarak farklı özellikler ve yenilikler sunmak üzere tekrar ve tekrar tasarlanıyorlar. Bilgisayarlara bağımlı olarak çalışan çevre birimleri dışında taşınabilir türden olan kullanıcı dostu cihazlar giderek yaygınlaşıyor. Teknolojik anlamda dur durak bilmeden gerçekleşen ilerleme akıllı cihazların vazgeçilmez olmasına neden oluyor. Buna en güzel örnek ses kaydı, video oynatıcısı ve fotoğraf makinesi gibi özellikleri bir arada barındıran akıllı cihazlar. Bu akıllı cihazların öyle bir türü var ki yedi farklı özelliği tek bir hacme sığdırabiliyor. Bu cihazlar elbette MP3 çalar olarak adlandırılan ancak nice farklı özelliği bir araya getiren ürünler.</p>
<p><span id="more-946"></span></p>
<h3><img style="float: right;" title="Image" src="images/stories/makale/pil1.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="196" height="147" />MP3 çalarlar son derece marifetli</h3>
<p>Bu ayki testimizin de konusu olan MP3 çalarların büyük bir kısmı şu özeliklere sahip: Dijital müzik dosyalarını çalma, stereo FM radyo, dahili mikrofon ile ses kaydı, FM radyo veya ses girişi üzerinden MP3 formatlı ses kaydı, USB taşınabilir bellek, yabancı dil öğrenme fonksiyonu ve kart okuyucusu. Bunca özelliği bir araya getiren bu cihazlar yıllarca sorunsuz biçimde kullanılabiliyor. Tek ihtiyacınız olan müzik dosyalarını aktaracağınız bir bilgisayar. Elbette bir şeye daha ihtiyacınız olabilir. Bu cihazların bir kısmı şarj edilebilir dahili bataryaya sahip olsa bile, bir kısmı kalem pil (AA) ya da ince tip pil (AAA) ile çalışmakta. Dahili bataryaların avantaj sağladığı ortada; ama bu durumun bazı dezavantajları da yok değil. Örneğin uzun bir yolculuğa çıktığınızda ve batarya bittiğinde, şarj için elektrik enerjisine ya da bir bilgisayara muhtaç oluyorsunuz.</p>
<p>Aksine AA ya da AAA pil kullanan bir ürüne sahipseniz cebinizdeki yedek pilleri takarak müzik zevkinize ara vermeden devam edebilirsiniz. Sadece MP3 çalarlar için geçerli olmayıp dijital fotoğraf makinesi, kablosuz klavye &#8211; fare ve kablosuz kulaklıklar için de geçerli olan bu durum kullanıcıların dikkatli olmasını gerektiriyor. Bunun sebebi piyasada çok farklı marka ürün ve çok farklı tipte pillerin yer alıyor oluşu.</p>
<h3>Türkiye genelindeki durum</h3>
<p>Türkiye piyasasında yaklaşık 90 farklı marka pil yer almakta. Ancak bu markalar içinden en fazla 15 tanesi bilinen markalar. Bu markaların bazılarının aynı firmalar tarafından üretildiği de oluyor. Farklı isimlere ama aynı özelliklere sahip olan bu ürünler farklı piyasalarda ve farklı pazarlama teknikleri ile şansını deneyebiliyor. Tüketiciler genellikle bir kez kullanılabilen pillere rağbet göstermekte. Bunun altında yatan neden bu pillerin 500 bin &#8211; 2 milyon TL arasında değişen uygun fiyatları. Bir kez kullanılabilen bu pillerde iki farklı teknoloji kullanılmakta; çinko &#8211; karbon ve alkalin piller. Çok daha ucuza üretilebilen çinko &#8211; karbon piller oldukça uzun bir geçmişe sahip. Teknik sınırlandırmaları nedeniyle ömürleri son derece sınırlı olan bu piller, tüm türler arasında en kısa ömürlü olanlar. Diğer yandan alkalin piller ise çinko &#8211; kurşun pillere nazaran 5 &#8211; 10 kat daha fazla ömre sahip. Çoğu kullanıcı bu performans farkının bilincinde olmadığı için, piyasa  genelinde yaklaşık olarak yüzde 90 oranında çinko &#8211; kurşun piller satılmakta.</p>
<p class="clipnote"><strong>Voltaj farkı önemsiz</strong><br />
Şarj edilebilir piller için geçerli olan gerilim 1.2 Volt. Bu türden bir pil kullanılması cihazların performansı üzerinde olumsuz etki yaratmamakta. Şarj edilemeyen ve 1.5 Volt olarak bilinen piller bu gerilimi sadece en başlarda sunabilse de, zaman içinde gerilim düşüyor. Şarj edilebilir pillerde gerçekleşen voltaj düşmesi ise daha yavaş gerçekleşiyor. Uzun süre kullanılmayacak şarj edilebilir pilleri boş olarak saklamayın. Bu pilleri tam olarak doldurmuş olsanız bile 2 &#8211; 3 ay içinde kendiliklerinden boşalacaklardır. Bu nedenle kullanılmayan şarj edilebilir pilleri de ara sıra şarj etmekte fayda var.</p>
<h3>Sığa kavramı</h3>
<p><img style="float: left;" title="Image" src="images/stories/makale/pil2.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="140" height="132" />Sığa denildiğinde bir pilin toplam kapasitesini anlıyoruz. Örneğin sığası 500 mAh olan bir pili, güç tüketimi 100 mA olan bir radyoda kullandığımızda 5 saat sonra pilin bitmesi beklenir. 100 mA olan akım değeri, cihaz üzerinde belirtilir ya da cihazın güç tüketimi kullanılarak hesaplanabilir. Bu radyo için belirtilen güç değeri 0.3 Watt ve 1.5 Voltluk iki adet kalem pil kullanıyorsa, bu durumda ‘Güç = Gerilim x Akım&#8217; eşitliğinden ‘0.3 = (2 x 1.5) x Akım&#8217; olduğundan akım değeri 0.1 A yani 100 mA olarak bulunabilir.</p>
<p>Çinko &#8211; karbon pillerin sığası oldukça düşük. Alkalin pillerin ise 5 &#8211; 10 kat daha yüksek (AA pillerde en fazla 1500 mAh) sığaya sahip olduğunu belirtmiştik. Bu nedenle kullanacağınız cihazın ne derece fazla güç tükettiğine bakarak doğru bir seçim yapabilirsiniz. Örneğin uzaktan kumanda ve saat gibi cihazlar çok az enerji harcar ve çinko &#8211; karbon pillerle bile sorunsuzca birkaç yıl çalışabilirler. Böyle bir durumda elbette alkalin pil de kullanabilirsiniz. Ancak ekonomik bir seçim yapmanız gerekirse çinko &#8211; kurşun pillere yönelebilirsiniz.</p>
<h3>Şarjlı pillerin üstünlükleri</h3>
<p>Alkalin piller için her ne kadar ekonomik demiş olsak da uzun vadede düşünüldüğünde bunun çok da doğru olmadığı ortaya çıkmakta. Örneğin bazı durumlarda iki günde bir MP3 çalarınızın pillerini değiştirmeniz gerekebilir. Bu da sizin için önemli bir masraf açabilir. Bu nedenledir ki şarj edilebilir pillere olan ilgi son yıllarda katlanarak artmakta. Ortalama 1000 kez şarj edilebilen şarjlı piller ana olarak iki kategoriye ayrılmakta. Nikel &#8211; kadmiyum olarak adlandırılan ve birinci nesil olarak nitelendirilen şarj edilebilir piller kapasite sınırlarına ulaşmış durumda. En fazla 1400 mAh (AA pillerde) değerlerine kadar çıkabilen nikel-kadmiyum pillerin bir dezavantajı Memory Effect &#8211; Hafıza Etkisi olarak adlandırılan ve kullanım hatalarından kaynaklanan kapasite azalması. Nikel &#8211; kadmiyum piller çok yüksek akım değerlerine ulaşabilmesine rağmen yanlış kullanım sonucunda kısa sürede sığa azalabiliyor. Nikel &#8211; kadmiyum pilleri tamamen boşalmadan şarj etmek pil ömrünü ve sığasını düşürmekte. Bu pilleri tam olarak bitmeden doldurmamalı, bittikten sonra da hemen doldurmalısınız.</p>
<p><img style="float: right;" title="Image" src="images/stories/makale/pil3.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="250" height="107" />Nikel &#8211; Metal Hidrit (Ni-MH) piller ise 700 &#8211; 2300 mAh arası kapasitelere sahip. Sığa kaybı sorunu olmayan bu pilleri tam bitmeden şarj etmek sorun yaratmıyor. Özellikle dijital fotoğraf makinesi  kullanıcıları 2000 mAh ve üstü sığaya sahip Ni- MH piller kullanmalı. Aynı husus MP3 çalarlar için de geçerli. Bu nedenle şarj edilebilir pil seçerken türüne, sığasına ve şarj edilebilme sayısına dikkat etmenizi öneriyoruz. Şarj edilebilir pillerden en yüksek verimi alabilmek ve uzun ömürlü olmalarını sağlamak için uyumlu şarj cihazlarını kullanmak öneriliyor. Şarj cihazları açısından gerçekleşen en büyük değişim şarj sürelerinin giderek düşmesi. 15 dakikaya kadar inen şarj süreleri piller üzerine çok yüksek akım verilmesini zorunlu kılıyor. Bu tür bir fazla yükleme ve ısınma pil ömrünü kısaltır gibi düşünülse de kurallara uyulduğu ve uyumlu piller kullanıldığı sürece korkmanıza gerek yok. Piller dolduğu anda akım kesme özelliğine sahip olan ve kullanılan şarjlı pilin türünü otomatik olarak algılayabilen yeni nesil cihazlar son derece marifetli. Ancak bu tip hızlı şarj cihazları ile birlikte farklı marka piller kullanıldığında bu pillerin sığasını kaybetme riski bulunuyor. Şarj cihazlarının bazıları ile birlikte sunulan otomobil çakmağı adaptörü sayesinde pillerinizi araç içindeyken de şarj edebiliyorsunuz. Evren Elektronik tarafından dağıtımı yapılan Camelion Akıllı Şarj Cihazı bu özelliğe sahip. Diğer yandan yüksek akıma, aşırı ısınmaya ve pillerin ters yerleştirilmesine karşı koruma özellikleri de bulunuyor.</p>
<p><img style="float: right;" title="Image" src="images/stories/makale/pil4.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="216" height="104" />Şarj edilebilir pillerin en büyük artılarından biri de çevre kirliliği oluşturmamaları. Ortalama olarak 5 yıl kullanılabilen bu piller ekonomik oldukları gibi çevre koruması açısından da son derece etkililer.</p>
<p>Bu yazıda anlatılan ürünleri incelememizi sağlayan Evren Elektronik&#8217;e teşekkür ediyoruz. <a href="http://www.camelion.com/">http://www.camelion.com/</a></p>
<p class="clipnote"><strong>Doğru seçim yapmak şart</strong><br />
Anlık akım değerleri yeterince yüksek olmayan piller dijital fotoğraf makinesi gibi yüksek güç çeken bazı cihazların çalışmasını bile engellemekte. Hatta bilinçli olmayan kullanıcılar bu durumda cihazlarının çok yetersiz olduğunu bile sanabilir. Bu nedenledir ki üreticiler tarafından tavsiye edilen (pek çok kez alkalin piller önerilir) pil türlerini kullanmak şart. Alkalin pillerin Ultra Alkaline olarak adlandırılan versiyonları ise özellikle yüksek güç tüketen cihazlar için birebir. Bazı durumlarda piller arasındaki farklılıkları bilmeyen kullanıcılar belirli bir markayı kullanmaktan bile vazgeçebiliyor. Belirli bir firmanın çinko &#8211; karbon pillerinden memnun kalmayan ya da dikkatsizlik sonucu son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satın alan bir kişi, bu firmanın tüm ürünlerinin yetersiz olduğunu sanabiliyor. Piller arasındaki farkları bilmek ve bilinçli tüketici olmaksa, her zaman için avantajlı bir durum.</p>
<p class="clipnote"><a href="http://www.cimri.com/fotograf-ve-kamera/piller-sarj-cihazlari/LC381_S0">En ucuz piller &amp; şarj cihazları</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/06/06/piller-hakkinda-merak-edilenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kesintisiz güç kaynağı hayat kurtarır</title>
		<link>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/05/12/kesintisiz-guc-kaynagi-hayat-kurtarir/</link>
		<comments>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/05/12/kesintisiz-guc-kaynagi-hayat-kurtarir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2007 19:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selim Şumlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Kesintisiz güç kaynakları temel olarak elektrik kesintilerinde ve voltaj frekans dalgalanması gibi düzensizliklerde bağlı bulunduğu cihazları koruma görevi üstlenir. Özellikle bilgisayar kullanımında KGK, donanımının yanı sıra, yazılımları da koruyucu bir özellik taşıyor. Herhangi bir çalışma anında aniden kesilen elektrik nedeniyle herhangi bir işinizin yarım kaldığını ya da oluşan hataları gidermek için ne kadar emek ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float: right;" title="Image" src="http://www.pcnet.com.tr/images/stories/makale/ups1.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="150" height="159" /><span class="dropcap">K</span>esintisiz güç kaynakları temel olarak elektrik kesintilerinde ve voltaj frekans dalgalanması gibi düzensizliklerde bağlı bulunduğu cihazları koruma görevi üstlenir.</p>
<p>Özellikle bilgisayar kullanımında KGK, donanımının yanı sıra, yazılımları da koruyucu bir özellik taşıyor. Herhangi bir çalışma anında aniden kesilen elektrik nedeniyle herhangi bir işinizin yarım kaldığını ya da oluşan hataları gidermek için ne kadar emek ve para harcadığınızı düşünün. KGK kullanımı ile elektrik kesintilerinde veya düzensizliklerinde bilgisayarlarınızı çalıştırmaya devam edip uygulamalarınızı kullanabilir, işinizi tamamlayabilirsiniz.</p>
<p>Sadece elektrik kesilmesi bilgisayar kullanıcıları için sorun oluşturmaz. Şebeke voltajı Türkiye için 220 volt dense de aslında çeşitli sebeplerle bu gerilim artabilir, azalabilir, yani şehir şebekesinden her zaman düzenli olarak 220 voltluk gerilim alamayız. Fırtınalı havalarda elektrik direklerinin yıkılıp tellerin kopması, trafoya veya yakınlardaki bir elektrik kaynağına yıldırım düşmesi gibi doğal olayların yanında, sanayi bölgelerinde bulunan makinelerin çektiği yüksek akım, şebeke enerjisinde bozulmalara sebep olur. Elektrikle çalışan hassas cihazlarımız, örneğin bilgisayarımız, belirli toleranslar içinde kalan bozulmaları kabul eder. Fakat kabul edilebilir limitlerin aşılması ile birlikte bilgisayarlarımızda arızalar oluşması kaçınılmazdır. Bütün bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için kesintisiz güç kaynağı kullanılmalıdır.</p>
<p><span id="more-945"></span></p>
<p><img style="float: left;" title="Image" src="http://www.pcnet.com.tr/images/stories/makale/ups2.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="100" height="134" />İdeal bir elektrik şebekesinde, 220 volt’luk cereyan sürekli olarak mevcut bulunmalı, buna herhangi bir parazit karışmamalı ve voltaj değişmemelidir. Ancak ideal olan bu şebeke gerilimi ülkemizde hemen hemen hiç sağlanamaz. Evlerimizdeki elektrik prizleri sadece bilgisayarlarımız için değil diğer hassas elektronik cihazlar için de tehlike arz eder. Meydana gelen elektrik kesintileri ve voltaj düşmeleri bilgisayarlarımızın ve monitörlerimizin ömrünü kısaltır. Monitörlerimizde zaman zaman meydana gelen dalgalanmaların ve çizgilerin nedenini merak ettiniz mi? Bunun sebebi, genellikle şebeke cereyanındaki problemlerdir. Buradan bilgisayarlarımızın fişe takılı olduğu her dakika öngörülenden daha çabuk yaşlandığı sonucunu çıkarabiliriz. Vücudumuzdaki statik elektrik ile kolayca bozulabilen elektronik devrelerin, ani akım değişikliklerinden ve dalgalanmalardan nasıl etkilenebileceğini tahmin etmek zor değil. Kaliteli bir güç kaynağının kullanılmadığı makinelerde karşınıza çıkabilecek tek sorun elektriğin kesilmesi olmayacaktır. Elektrik kesilmeleri sadece gözle görülen taraftır, problemlerden bir tanesi de elektrik şebekesinden gelen elektriğin düzensizliğidir. Bu düzensizlik yüzlerce dolar yatırdığınız donanımızı görünürde hiçbir sebep yokken bozacak kadar tehlikeli olabilir.</p>
<p>KGK ya da UPS (Kesintisiz Güç Kaynağı &#8211; Uninterruptible Power Supply) olarak isimlendirilen donanımlar, kendilerine bağlı olan elektrikli cihazları, şebekeden gelen parazit ve dalgalanmalara karşı korur. Aynı şekilde elektrik kesintisi sırasında içindeki aküyü devreye sokarak size kesintisiz çalışma imkanı sağlar. Burada önemli bir noktayı tekrarlamakta fayda görüyoruz; kesintisiz güç kaynaklarının asıl görevi, cihazınızın kesintiye uğramadan, güvenli bir şekilde<br />
kapatılmasına olanak sağlamak ve şebeke geriliminden doğabilecek her türlü tehlikeye karşı donanımızı korumak olmalıdır.</p>
<p class="pinnote"><strong style="font-size: 10pt;"><span>Dikkat edilmeli</span></strong></p>
<p><strong>Topraklama şart</strong><br />
Elektrikli cihazların topraklanması son derece önemlidir. Cihaz içerisinde oluşan bir elektrik kaçağı çok kötü elektrik çarpmalarına hatta ölüme sebep olabilir. Düzgün topraklanan bir cihazda ise şase ile tenimizin temas etmesi durumunda devre en kısa olan yoldan yani topraklanan alandan akacak, hayatımız kurtulacaktır. Öte yandan evinizde düzgün çekilmiş bir toprak hattı bulunmuyorsa alacağınız KGK’nın düzgün çalışması için mutlaka bu sorunu halletmeniz gerekir. Kesintisiz Güç Kaynakları fazla elektriği yok etmek için toprak hattına ihtiyaç duyar.</p>
<p><strong>Modem ve Network bağlantısı</strong><br />
Piyasadaki bazı KGK&#8217;larda standart güç kablosu girişlerinin yanında modem ve / veya ağ girişleri de bulunur. Bu sayede bilgisayarınız telefon ve ağ hattından (yıldırım gibi) gelen tehlikelere karşı da korunmuş olur. Satın aldığınız KGK’da böyle bir özellik bulunmuyorsa ayrıca satılan surge protector (ani gerilim koruyucu) adlı cihazları tercih edebilirsiniz.</p>
<h3>Her KGK aynı değildir</h3>
<p>Kesintisiz Güç Kaynağı seçerken konu hakkında en azından biraz bilginizin olması seçiminizin sağlıklı olmasını sağlayacaktır, çünkü KGK&#8217;larının özellikleri bakımından ciddi farklılıkları bulunur. Donanımlarınızı, zamanınızı ve emeğimizi korumak için acele etmemeli, bu türlerden kendinize en uygun olanı seçmelisiniz. İşte KGK çeşitleri:</p>
<h3>Çalışma türlerine göre KGK&#8217;lar</h3>
<p><strong>Off-line:</strong> Basit ve ucuz bir KGK arayanlar bu seçeneğe göz atabilir. Bu ürünler bilgisayarınızı şebekedeki dalgalanmalardan korumayacak fakat elektrik kesilmelerinde devreye girerek en azından üzerinde çalıştığınız dokümanı kaydetmeniz için yeterli süreyi sağlayacaktır. Öte yandan bilgisayarınızın güç kaynağına güvenmiyorsanız bu tür KGK&#8217;lardan uzak durmanızda fayda var. Çünkü ülkemize özgü kronik gerilim bozuklukları, uzun vadede bir güç kaynağını rahatlıkla bozabilir. Bozulan güç kaynakları zaman zaman kendine bağlı donanımları da çalışmaz hale getirebiliyor.</p>
<p><strong>Line-Interactive:</strong> Bu sistemler Offline ürünlerden daha güvenlidir. Line-Interactive prensibi ile çalışan KGK&#8217;lar kendilerine bağlı bilgisayarları doğrudan şebekeden gelen cereyanla besler, buna karşın voltaj düştüğünde ya da yükseldiğinde devreye girerek şehir gerilimini keser ve cihazları bünyesindeki akü ile beslemeye başlar. Böylece bilgisayarımız bazı tehlikelerden korunmuş olur. Düşük maliyetleri açısından tercih edilebilir ürünlerdir, fakat tam güvenlik sağlayan On-line sistemlerin yerini tutamazlar.</p>
<p><strong>On-line Sistemler:</strong> On-line modeller için söylenecek ilk söz pahalı olduklarıdır. Fakat bu ürünler özellikle bilgisayarlar ve diğer hassas cihazlar için en uygun seçimdir. Bu tür KGK&#8217;lar sayesinde bilgisayarınız şebekeden tamamen izole edilir. Şebekedeki elektrik ile online KGK&#8217;nın aküleri şarj edilir, bu aküler de çeşitli filtreler yardımıyla bilgisayarınızı besler. Yani şebekede meydana gelebilecek tüm istenmedik durumlar on-line KGK&#8217;nın arkasında kalır.</p>
<h3>Çıkış gerilimlerine göre</h3>
<p><img style="float: right;" title="Image" src="http://www.pcnet.com.tr/images/stories/makale/ups3.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="150" height="127" />KGK&#8217;lar ürettikleri elektriğin şekline göre de çeşitlendirilebilir. Teknik olan bu konunun detaylarına girmeden kısaca anlatmak gerekirse; piyasada bulabileceğiniz bir KGK; kare, sinus, modifiye kare (MSW, Modified Sign Wave) ve ya genlik modülasyonu (PWM, Pulse Width Modulation) dalga prensiplerinde çalışabilir. Sinus dalga çıkışlı sistemler, kullanılan en pahalı ve en sağlıklı enerjiyi üreten KGK&#8217;lardır. Şebeke gerilimi sinüs dalgaları biçimindedir. Bu tür dalgaları üretebilen KGK&#8217;larda alternatif akımın geçişleri son derece yumuşaktır. On-line sistemlerin çoğu sinüs çıkış üretir. En basit yapıya sahip KGK sistemlerinde ise kare dalga çıkışı kullanılır. Bu sistem zaman zaman bilgisayarlar üzerinde zararlı olabilmektedir. Diğerlerine göre daha gürültülü çalışan bu ürünlerin voltaj geçişleri serttir, bu yüzden elektronik cihazları zorlayabilir. Kare dalganın geçişlerindeki sertliği giderebilmek için alınan bazı önlemler sayesinde Modifiye veya Yalancı Kare Dalga (Modified Sign Wave) diye adlandırılan yeni bir sistem kullanılmaktadır. Yine aynı sebeplerden dolayı geliştirilen ikinci sistem de Genlik Modülasyonu (PWM, Pulse Width Modulation) yöntemidir. Bu yöntem de aküden gelen düz kare çıkışı düzeltir, fakat şebekeden gelen elektrikte herhangi bir fayda sağlamaz. Bütçeniz izin veriyorsa tercihinizi sinus dalga çıkışlı sistemlerden yana kullanmalısınız. Maliyeti düşürmek için ikinci tercihiniz sinus benzeşimli PWM KGK&#8217;lardan yana da olabilir.</p>
<h3>Kaliteli bir UPS&#8217;te aranacak özellikler</h3>
<ul>
<li>
<div>Şebekedeki kesinti ve gerilim düşme sorunlarına çözüm getirmelidir.</div>
</li>
<li>
<div>Sürekli güç ve filtreleme sağlamalıdır.</div>
</li>
<li>
<div>Anlık aşırı gerilim yükselmelerini (peak) yok etmelidir.</div>
</li>
<li>
<div>Şebeke gerilimindeki gürültüleri (parazit) ortadan kaldırmalıdır.</div>
</li>
<li>
<div>Aşırı yüklenme ve akü zayışaması için koruma sağlamalıdır.</div>
</li>
<li>
<div>Gelişmiş modellerde mutlaka ağ üzerinden izlenebilme ve kontrol edilme özellikleri aranmalıdır. Uygun yazılımlar yardımıyla Novell, Windows NT, Windows95 / 98, MS-DOS, Unix ve IBM AS400 işletim sistemleri tarafından erişilebilen bir KGK, tercihen şu bilgileri rapor edebilmelidir; a) Giriş &#8211; Çıkış gerilimleri / Akımları, b) Yük yüzdesi, c) Akü ısısı / Yedekleme süresi, d) Ağ üzerinden veya otomatik kapama.</div>
</li>
</ul>
<h3>Akülere de dikkat</h3>
<p><img style="float: left;" title="Image" src="http://www.pcnet.com.tr/images/stories/makale/ups4.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="100" height="127" />KGK&#8217;ların içinde kullanılan akünün kalitesi de ürünün maliyetini ve kalitesini doğrudan etkiler. Kesintisiz güç kaynaklarında üç çeşit akü kullanıldığı görülüyor. Birincisi kurşunlu sulu akülerdir. Otomobil ve diğer taşıtlarda kullanılanlardan fazla farkı olmayan bu ürünler bakım gerektirdiği için kullanışlı değildir. Çeşitli aralıklarda su eklemek gerekir, zararlı gazlar çıkardığı için kapalı yerde kullanılması sağlığa zararlıdır. İkinci tip aküler olan kurşunlu kuru aküler ise bakım gerektirmez. Sulu aküye göre, insan sağlığını daha az tehdit eder. Ömrü NiCd akülerin yarısı kadardır. KGK&#8217;larda kullanılan depolama seçeneklerinden bir tanesi de NiCd bataryalardır. Bu bataryalar hızlı dolma ve deşarj olma yetenekleri sayesinde son yıllarda tercih edilir oldular. Ni-CD aküler bakım gerektirmezler, ayrıca oldukça uzun ömürlüdürler. Uzun süre boş kalabilirler, fakat yarı dolu halde kalmaları durumunda zarar görebilirler. Bunun yanı sıra Ni-Cd aküler, uygun şekilde imha edilmedikleri takdirde çevreyi kirletirler. İçeriklerinin suya veya gıdaya karışması durumunda canlıları zehirleme riski çok yüksektir.</p>
<h3>Bir KGK ne kadar güçlü olmalı?</h3>
<p>Bu sorunun cevabını tabii ki ihtiyacınıza göre değişecektir. 350 Watt’lık güç kaynağına sahip güçlü bir bilgisayarınız ve 17 inçlik monitörünüz olduğunu varsayalım. Herhangi bir terslik olduğunda bilgisayarınızın çalışmaya devam etmesini istiyorsunuz. Bu listeye karanlıkta kalmamanız için gereken bir ışık kaynağını da ekleyelim. Şimdi bu cihazları besleyecek bir KGK&#8217;nın sahip olması gereken minimum VA (volt-amper) miktarını bulacağız. Yaklaşık volt-amper değerini bulmak için iki kuraldan birini uygulayabilirsiniz:</p>
<p>Cihazınızın amper değerini biliyorsanız bu değeri şebekeden gelen volt değeriyle çarpmanız gerekir. Yani amper x 220 volt = volt-amper (VA). Watt değerini biliyorsanız, uygulayacağınız formül: watt x 1.4 = volt-amper olmalıdır. Bu formülleri ihtiyacımıza uyguladığımızda<br />
Bilgisayarımızın 350 watt güç kaynağı x 1.4 volt = 490 VA ihtiyaç<br />
17&#8243; monitor için 120 watt güç kaynağı x 1.4 volt = 168 VA ihtiyaç<br />
Flüoresan aydınlatma için 0.2 amper güç kaynağı x 220 volt = 44 VA ihtiyaç<br />
Toplam ihtiyacımız 702 VA&#8230;</p>
<p>Yani alacağımız KGK&#8217;nin besleme ünitesi 702 VA&#8217;den güçlü olmak zorundadır, 800 VA&#8217;lik bir KGK seçmek uygun olabilir. Eğer bu işlemler sonucunda bulacağınız güç değeri 10 kVA (10.000 VA)&#8217;dan büyükse iki veya üç fazlı şebeke bağlantısı kullanmanız gerekecektir. Bu durumda KGK üretimi yapan bir firmaya veya bir uzmana  danışmanızı tavsiye ederiz.</p>
<h3>UPS seçiminde dikkat edilecek noktalar</h3>
<ul>
<li>
<div>Giriş gerilimi değişim aralığı</div>
</li>
<li>
<div>Çıkış gerilimi sürekliliği</div>
</li>
<li>
<div>Aşırı yüklenme koruması</div>
</li>
<li>
<div>Kısa devre koruması</div>
</li>
<li>
<div>Şebeke gürültüleri izolasyonu</div>
</li>
<li>
<div>Yüksek güvenilirlik ve düşük arıza</div>
</li>
<li>
<div>UPS çıkış gücü</div>
</li>
<li>
<div>Destekleme süresi</div>
</li>
<li>
<div>TÜV, UL, EMI, FCC uyumluluğu</div>
</li>
<li>
<div>Büyük üretici firma ve sürekli servis</div>
</li>
<li>
<div>Yerli üretim ise TSE, ithal üretim ise, ISO 9001 vb. kalite belgelerini mutlaka arayın</div>
</li>
<li>
<div>Akü tercihlerinizi uzun ömürlü (10 yıl gibi) seçeneklerden yana kullanın.</div>
</li>
</ul>
<h3>Ne kadar dayanabilir?</h3>
<p><img style="float: right;" title="Image" src="http://www.pcnet.com.tr/images/stories/makale/ups5.jpg" border="0" alt="Image" hspace="6" width="123" height="95" />KGK&#8217;nın sahibi olduğunuz donanımı ne kadar süreyle besleyebileceğini amper-saat (Ah) değeriyle öğrenebilirsiniz. Bu değeri bulmak için, KGK&#8217;nın içindeki akünün kapasitesini ve KGK&#8217;ya bağlı cihazların ne kadar elektrik harcadığını bilmek gerekiyor. Örnek olarak ele aldığımız sistemin ortalama 320 watt güce ihtiyacı olduğunu varsayalım. KGK&#8217;nın aküsünün de 36 volt olduğunu farz edersek; 320 watt / 36 volt = 8.8 amper-saat diye bir hesap yapılabilir. Böylece 4 Amper/saatlik bir akünün, sisteminizi yaklaşık bir saat boyunca çalıştırabileceği sonucunu buluyoruz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir konuyu belirtmekte fayda var. Elektrik kesildikten sonra KGK aktif hale geçtiğinde, fazla yük çeken cihazları açmamanız gerekiyor. Çünkü bu tip cihazlar çalıştırıldıkları birkaç saniye içerisinde normalden daha fazla akım çekerek sistemin devre dışı kalmasına sebep olabilir.</p>
<p class="pinnote"><strong><span style="font-size: 10pt;">KGK satın alırken</span></strong><br />
• Bir KGK almadan önce mümkünse, mağazadaki görevlilerden ürünü bir kez çalıştırmalarını isteyerek, çalışırken çıkardığı gürültüyü dinleyin. Bir KGK&#8217;nın devre tasarımı ve ses yalıtımı ne kadar iyi ise o kadar az gürültü çıkaracaktır. Konuyla ilgili yapılmış ölçümleri, ilgilendiğiniz modelin teknik  özellikleri ile birlikte ilgili broşürlerde Desibel (db) cinsinden bulabilirsiniz.<br />
• Ürün aşırı yüke, kısa devreye, aşırı sıcaklığa, giriş gerilimi hatalarına karşı korumalara sahip mi? Şrma ne gibi garantiler veriyor? Bu soruların cevapları firmanın ürünün arkasında olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilir.<br />
• Ürünün sahip olduğu akünün yeniden dolum süresi, günde birden fazla defa yaşayabileceğiniz elektrik kesintileri açısından önemli bir noktadır.</p>
<p><span class="message">Bu makalenin orijinali PCnet Eylül 2004 sayısında yayınlanmıştır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcnet.com.tr/makaleler/2007/05/12/kesintisiz-guc-kaynagi-hayat-kurtarir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

