GPS

GPS’in kökeni

GPS sisteminin nasıl “çok gizli” kategorisinden çıkıp halka açık hale geldiğini anlatıyoruz.

Günümüzde, Küresel Konumlama Sistemi’ni (GPS: Global Positioning System) ortaya çıkaran uydularla haberleşme yeteneğimizi çok basit bir şeymiş gibi görüyoruz. Oysa işin en başlarında GPS, son derece gizli bir askeri sırdı.

Soğuk Savaş’ın etkisi

Amerikan ordusu Soğuk Savaş nedeniyle dünyanın herhangi bir yerini çok yüksek kesinlikte bulabilmek istiyordu. Böylece istenen bir noktaya hatasız şekilde saldırı yapmak mümkün olacaktı. Bu hedefe ulaşmak için, Raytheon adlı şirkette gelişmiş 3B konumsal sistemler üzerinde araştırmalar yapmış olan Ivan Getting’i işin başına getirdiler.

Transit adı verilen ilk deneme, sabit bir yükseklikte (genelde Dünya yüzeyinden 20,18 km yüksekte) yörüngeye oturtulmuş ve basit sayılabilecek sadece beş haberleşme uydusundan oluşuyordu.

Dikkatle belirlenmiş bu noktalara yerleştirilen uydular zaman kodlu sinyallerini yeryüzündeki GPS alıcılarına yolluyordu. Bu sinyaller bazı matematik yazılımlarıyla işlendiğinde, alıcının Dünya üzerindeki kesin konumunu belirleme olanağı sunuyordu. Tüm sistem 1960’larda Amerikan Donanması tarafından denendi.

Ivan Getting

Amerikalı Ivan Getting, GPS’in mucidi olarak kabul ediliyor.

Doğru zamanlama

Maksimum çözünürlükte çalışabilmeleri için GPS uydularının saati olağanüstü bir doğrulukta bilmeleri gerekiyor. Ne yazık ki ilk nesil GPS uydularındaki teknoloji, mühendislerin arzularını karşılayamadı. Bu nedenle, Timation denilen ikinci nesil GPS uyduları özellikle uzayda çalışmak üzere tasarlanmış atom saatleriyle donatıldılar.

Test sırasında bu atom saatlerinin çok başarılı olduğu ortaya çıktı. Böylece Amerika bir güncelleme planı hazırladı ve 1978-1985 yılları arasında 11 adet Timation uydusu yörüngeye fırlatıldı.

Halka arz

Bu zaman dilimi içinde GPS programı tamamen Amerikan ordusunun kontrolü altındaydı ve gizlilik içinde yürütülüyordu. Fakat Soğuk Savaş içinde en gerilimli anlardan birinde prensipleri değiştirecek bir şey oldu: 1983’te SSCB, 007 sefer sayılı Kore yolcu uçağını vurarak düşürdü. New York’tan kalkıp Anchorage üzerinden Seul’e giden uçak, gerilimin artması neticesinde tetiklenen birtakım olayların etkili olduğu zamanda, ardı ardına gelen hava manevraları sonrasında SSCB hava sahasına girmesi sonucu düşürülmüştü.

Reagan yönetimindeki Amerika, gelecekte bu gibi benzer olaylardan nasıl kaçınılabileceğini tartışmaya başladı. Sonuçta GPS sisteminin, hava ulaşımındaki araçlara, gemi taşımacılığına ve diğer taşıma biçimlerini içeren sivil kullanıma açılmasına karar verildi.

Timation uyduları Dünya’da son derece doğru bir saat bilgisi gönderiyor.

Timation uyduları Dünya’da son derece doğru bir saat bilgisi gönderiyor.

Kısıtlı çözünürlük

Tabii ki birkaç sınırlamanın olması şaşırtıcı değildi. Genel kullanıma açılan yazılımda yapılan değişiklikler nedeniyle sıradan kullanıcılar, ordudan belirgin biçimde daha düşük çözünürlüğe ulaşabiliyordu. Yine de bu çözünürlük, uçakların ve gemilerin yabancı hava ve deniz sahalarına girmelerini önlemek için yeterliydi.

Ancak zaman içinde teknolojinin sınırlamaları kaldırıldı ve bugünkü sıradan kullanıcılar bile Soğuk Savaş döneminde Amerikan ordusunun sahip olduğu doğrulukta yer saptayabiliyorlar.

Çoklu kullanım alanı

Reagan yönetiminin aldığı karardan bu yana GPS tüm dünyadaki uçaklar, gemiler ve neredeyse tüm motorlu araçlar için temel bir araç haline geldi. GPS, taşımacılık dışında da oldukça önemli rollere sahip. Bunları astronomi, haritacılık, meteoroloji, deprem araştırmaları, felaket sonrası yardım, güvenlik ve fotoğraf etiketleme olarak örnekleyebiliriz.

Günümüzün GPS ağı 30 yaklaşık 30 aktif uydudan oluşuyor ve teknolojik gelişmeler sayesinde GPS alıcılarının maliyeti birkaç liraya kadar düştü. Bu sayede artık neredeyse her akıllı telefonda GPS özelliği var. Böylece konuma dayalı pek çok uygulamadan yararlanabiliyor, artırılmış gerçeklik ve hazine avı oyunları oynayabiliyoruz.

Etiketler:

Yorum yazın